MEİSSA BÖLÜM 1

 

 


MEİSSA BÖLÜM 1

~ 28 Ocak 2068 Cumartesi Akşam Saat 20:22 Yer: Ankara ~  
 
Koyu mavi bir renk şehir. Modern, bulutlara kadar uzanan, her kattaki dairelerin dubleks olduğu bir apartman. Timur Akçay evinin salonunda duvara bakıyordur. Daha sonra elini havada ilerleterek duvardaki gizli hologramı aktive ederek televizyon haberlerini açar. Televizyonda haber bültenini bir tavrı dikkatli bir tavrı ise umursamaz bir şekilde dinliyordur. Ana haber bültenini sunan robot Zenotashi, uydu alıcısının bulunduğu bölgenin konumuna bağlı olarak Türkçe konuşmaktadır. Üzerindeki retro hologramlar sayesinde gövdesinde sanki takım elbise varmış gibi görünüyordur.  

Zenotashi: Mutlu ve karlı bir Ocak gecesinden herkese merhabalar sevgili Türkiye. Ahh gerçi küresel iklim değişikliği sebebi ile karı Amerika uzaydan organik bir biçimde yağdırıyor ya neysee (Arkada gülme efekti) Sevgili seyirciler Cumhurbaşkanı ESA (Evrensel Savaşsızlık Antlaşması) için İskoçya'ya uçtu. Bilmeyenler için ESA yani Evrensel Savaşsızlık Antlaşması son 4 yıldır dünya gündemindeydi. İsviçre ve Fransa'nın teklifi üzerine dünyada ayakta kalmayı başarmış 76 ülkenin imzalayacağı bu sözleşmeye göre bundan sonra dünyada herhangi bir savaş olmayacak. Gerekçe olarak ise son 25 yıldaki müsrif tüketim su kıtlığı, maden değersizliği sebebi ile ülkelerin zorunlu olarak ittifak halinde kalmasını öne süren iki ülke, ülke bütçelerinin savaş gibi gereksiz bir şeye harcamamaları gerektiğini de ekledi. Program yoğunluğu nedeni ile Cumhurbaşkanı sözleşmeyi en son imzalayan ülke başkanı oldu. Biliyorsunuz... Türkiye Cumhuriyeti, 2034 yılında kurduğu Türkiye Sema Teşkilatı (TST) ile çok önemli projelere imza atmıştı. Alparslan 1 Projesi ile Orion takım yıldızında birtakım anomaliler tespit etmiş ancak yakıt ve enerji yetersizliği sebebi ile görevi yarıda bırakmak zorunda kalmıştı. Son haftalarda Abdül Teleskopu ve veri toplama istasyonuna James Webb 4 teleskopundan gelen sinyalleri Uzay Teşkilatı başkanı ile birebir inceleyen Cumhurbaşkanı, ESA sözleşmesini imzalamakta gecikti. Şimdi İskoçya'ya canlı bağlantı gerçekleştireceğiz Türkiye Cumhurbaşkanı ESA sözleşmesini imzalamak üzere...  

Ekrana Türkiye, İskoçya, İsviçre ve Fransa Cumhurbaşkanları gelir. 
Timur elini sinirli bir şekilde havada süzerek televizyonu kapatır. Arkada beliren babası Timur'a  
Savaşın bitmesini hazmedemiyorsun değil mi?  
Timur arkasını dönmeden iki elleri de dizlerinde duvarın kenarına sabitleşmiş gözleri ile bakarken;  
Savaşın saçmalık olduğunu düşünüyorlar. Bu beni üzüyor baba. Alp Arslan, Timur, Sultan Mehmet, Mustafa Kemal... Bunların bilmem kaçıncı kuşak torunları bu sözleşmeyi haklı buluyor. Neymiş efendim '' Savunmaya ayıracak bütçe olmamalı''ymış! Telefonları cebimizden alıp beynimize bağlıyorlar, Televizyonu duvarın içine sokuyorlar ama savaşa para ayıramıyorlar öyle mi? Tutturmuşlar bir Orion da Orion! Malulen emekli sayılacağız şimdi öyle mi?  
Timur'un Babası Yusuf elini Timur'un omzuna vurarak: 2036 Timur. Filistin semalarındayım, F-36'mın arka itici motoruna uçak savar mermisi yedim. Kurtarabilirim sandım. Paraşütümü açmadım. Uçak 360 derece dönmeye başladı, benim de başımı döndürdü. (Timur kendisini bir an için uçağı ile birlikte 360 derece döndüğünü görür) Birkaç saniyelik zaman kaybettim eğer o birkaç saniyeyi kaybetmemiş olsaydım o paraşüt kolunu çekebilecek fırsatım olacaktı. Ve omurilik soğanım parçalanmayacaktı.  
Timur: 4 yaşındaydım. Hayal mayal hatırlıyorum annemle hastaneye gelmiştik. Ruhu şad olsun Mehmet amca hastanedeydi oradan oraya koşturuyordu.  
Yusuf: 12 yıl sürdü tedavim. On iki!  
Timur: Ama başardın?  
Yusuf: Senin sayende oğlum.  
Timur: Senin azmin sayesinde oldu baba.  
Yusuf başını sağa ve sola yavaşça sallayarak: Hayır... Her düşene bir yardım eli uzatmak gerekir Timur. O gün düşen hava kuvvetleri askerinin elinden önce Mehmet amcan, sonra annen sonra da sen tuttun. Beni hayata siz kazandırdınız.  
Timur babasının kendi dizinin üzerinde duran ellerine kendi ellerini de koyarak: Sen gidersen ben ne yaparım baba?  
Yusuf: Bu yüzden mi hiç evlenmedin der ve biraz güler. 
Timur kahkaha atarak: doğru kişi gelmedi.  
Yusuf: Hadi oradan hadii ben bilmiyor muyum ne anne kuzusu olduğunu :)  
Timur: Ya koskoca hava kuvvetleri yüzbaşısı oldum, protokol dediler diye uzay gemisi bile kullanmayı öğrettiler emrimde kaç kişi geldi geçti hala mı anne kuzusu diyorsun?  
Yusuf Timur'un başını öperek: Evladım... O emrindeki insanlar ne şanslı, her birinin elinden tuttun sen.  
Timur: Şu astrocular'a gıcıktım ama.  
Yusuf: Onlar da haklı Timur. Gezegenimizin yaşı doldu. (İç çekerek) Tıpkı benim gibi  
Timur: O nasıl söz baba? Annem başımızın etini yedi şu Rus yapımı serumları vurulun diye insan ömrü 100 sene dediler ya?  
Yusuf: Bilim şeylerine inanmıyorum ben  
Timur annesini kast ederek sessiz bir şekilde: Aman ha! Biyolog ve aynı zamanda Astrolog Eylem Hanım duymasın seni der ve gülümser  
Yusuf: Ben uyuyorum. Hadi iyi geceler.  
Timur: İyi geceler baba.  


Yusuf ağır ağır merdivenlere doğru ilerleyip yukarı çıkar.  
Timur pencerenin kenarına gelir ve perdeyi aralar 43. Kattan dışarıyı izliyordur. O esnada gökyüzünde bir yıldız kayması görür. Kayan yıldız Timur'un mavi gözünden yansıyordur. Timur odasına doğru ilerler. 1.88 boyu ile evinin üst katının koridorlarında ilerlerken lavaboya girer aynanın karşısında açık gökyüzü mavisi gözlerine bakar. Aynada kendisini süzer. Daha sonra uzun ince parmaklarını diş fırçasına doğru uzatır. Diş fırçasını tuttuğu an aklına eskiden kullandığı F-40 model uçağının joystickini tuttuğu an gelir. Modern musluk düğmesini kaldırdığı an ise kullandığı uzay mekiğinin kontrol düğmeleri gözünün önünde belirir. Son 4 yıldır mesleğinin elinden alınıp alınmayacağını merak ediyordu Timur. Cumhurbaşkanı uzay çalışmalarını yakından incelediği için ESA sözleşmesini geç imzalamıştı ancak vakit gelmişti. O an Timur'un beyninde bulunan nöron çiplere gelen telefon SMS çağrısı kalıcı korneasına bir mesaj bildirimi yolladı. Elleri ile gözündeki mesajı dijital aynaya yansıtan Timur beklediği haberi almıştı. Mesajda yazılanlar şu şekildeydi:  
Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı-  
Yüzbaşı Timur Akçay, 2064 ESA Sözleşmesi gereğince 30 Ocak 2068 gününe kadar üniformanızı ve askeri kimliğinizi bulunduğunuz ilçedeki THK (Türk Hava Kuvvetleri) binasına getiriniz ve emeklilik anlaşmanızı imzalayınız.  


Timur ağır bir hareketle ayandaki mesajı elini havada süzerek siler. Yüzük parmağındaki gümüş savaş uçağı işlemeli yüzüğünü çıkartıp lavaboya bırakıp oradan çıkar. Yüzük aynada zıt bir şekilde yansıyor, aynanın etrafındaki ledlerin ışığı yüzüğe, ardından aynaya, akabinde de duvara çarparak duvarda savaş uçağı yansıması yapmıştı. Daha sonra bir insan gölgesi duvardaki uçak gölgesini kapattı bu gölge Timur'un annesi Eylem hanımın gölgesiydi. Eylem gözlüğünü bir eliyle çıkarıp diğer eliyle yüzüğü aldı. Annesi olayı anlamıştı. Yüzünden çaresizlik ve pişmanlık belli oluyordu. Timur odasına girdi kapıyı kapattı sessizce. Yatağının yanındaki eski çerçevede duran Askerlik resmine baktı. Solgun bir biçimde yatağına uzandı. Sessizce uykuya daldı Timur. Timur’un penceresi modern çerçevesiz ve sadece camdan oluşuyordu. Dışarıdaki şehir ışıkları gökyüzünden akan karları aydınlatıyordu. Karlar harikaydı. Koyu mavi gökyüzü insanı biraz boğar cinstendi. Gökten yağan irili ufaklı kar taneleri büyüleyici gibiydi. Ancak doğal değillerdi, yerden 106 km yükseklikte Amerikan yapımı CR-60 modeli gök cisminin, güneşten aldığı ışınları enerjiye dönüştürmesi sonucu ürettiği yapay karlardı bunlar. Belirlenmiş dönemlerde dünya yörüngesinde belirli konumlara gelerek dünyaya kar yağdırıyordu. Hatta Adana’ya bile. Ancak bazı anomali ışınları bu uzay aracını eskitmişti. Üzerindeki boyalar milim milim de olsa bozuluyor, uzayın karanlık boşluğuna doğru süzülüyordu. Bazı lekeler ise atmosferde eriyordu.  
5 Ocak 2063. Timur, MİT ile ortak bir operasyonda BRN-30 modeli uçağı ile göklerdeydi. İrtifasını yavaşça yükselttikten sonra oksijen maskesini taktı. Hemen sol tarafında bulunan BRN-29 model uçakta uzun zamandır dikkatini çeken esmer zayıf ve sürekli gülümseyen etkilendiği kıza baktı. Gülümsedi ve irtifasını arttırmaya devam etti. Kız da gülümsedi. Timur uçağının altında bulunan görünmez droneları bıraktıktan sonra telsiz anonsunu yaptı;  
Timur: Yuva, Burası Alfa T. Paket bırakıldı dönüş yapıyorum.  
Yuva: Anlaşıldı Alfa T. Yuva sizi bekliyor.  
Timur: BRN-29, dönüş manevrası yapıyorum.  
Timur hayatının en büyük hatasını yapmak üzereydi. Yanında bulunan pilotun ‘’ Anlaşıldı Alfa T. Beta M. alçalıyor ‘’ komutunu beklemeden manevra yaptı ve iki uçağın birbirine çarpmasına neden oldu. BRN-29 model uçağın iletişim ve kurtarma paraşütünde sorun vardı. Timur’un uçağının çarpması sonucu BRN-29 model uçağın ana camı kırılmıştı. Kadın pilotun oksijen maskesinin kenarı BRN-30 kanadı yüzünden aşınmış, dudağının kenarını yırtmıştı. Kanat ardından BRN-29'un arkasındaki motorları parçaladı. Timur'un kanadı da kopmuştu. Timur'un uçağı 360 derece dönüş yapıyordu irtifa kaybettikçe dönüş hızı artıyordu. Timur'un gözünün önüne gelen sahne aslında gerçekten de yaşanmıştı. Babasının yaşadığının benzerini kendisi de yaşamıştı. BRN-30 yere hızla çakıldığı anda Timur nefes nefese ve terlemiş bir biçimde yatağından sıçradı. Yaşadığı o vahim olayı ara ara rüyalarında görüp tekrar tekrar hatırlıyordu. Aslında Timur koltuğunun altındaki kolu çekerek uçağın dışına atmıştı kendisini. Paraşütü ile yere yara almadan inmişti. Ancak Beta M. enkazda kalmış ve ölmüştü. Timur'un son yıllardaki durgunluğu da kendisini bu kazadan ve Beta M.'nin ölümünden sorumlu hissetmesiydi. BRN-29'daki teknik hatadan dolayı Timur'un suçsuz olduğu anlaşıldığı için başı dertte değildi. Ancak o günden beri gökyüzünden korkuyordu. Tekrar uçmak istemiyordu. Uçtuğu zaman ise içi rahat değildi. Uyandığında saatin 06:29 olduğunu gördü ve alarm çalmadan kapattı. Lavaboya gidip elini yüzünü yıkadı. Aynada kendisine baktı nefesi kesile kesile. Yüzünden akan su ve ter lavaboya damlıyordu. Yüzüğünün orda olmadığını fark etmemişti bile. Timur mutfağa indiği anda babasının mutfakta olduğunu görür.
Timur: Yeni mi uyandın?
Yusuf: Uyuyamadım.
Timur: Neden?
Yusuf: Midem kötü gibi.
Timur: Dışarıdan yediğin için hep.
Timur buzdolabına doğru ilerledi ve siyah holograma iki kere tıkladığında hologram transparan bir perdeye dönüştü. Holograma bir kez daha dokunduğunda aradaki perde yok oldu. Buzdolabından bir elma alıp babasına dönerek;
Timur: En sağlıklısı doğal yiyecekler.
Diyerek elmayı gösterip ardından ısırır. Arkasını döndüğünde babası yere yığılır. Kalp krizi geçirdiği aşikardı. Timur babasının yere yığılma sesini duyup arkasını döndü babasını yerde görünce elmayı elinden düşürür. Babasına doğru koşan Timur:
Timur: BABA? Yusuf Timur'un bileğini sıkıca tutar. Nefes almakta zorlanıyor ve ıkınıyordu. Kıpkırmızı olmuştu. Timur ne yapacağını unutmuş gibi dona kalmıştı. Yusuf son gücüyle kaldırdığı kafasını yere yığdı ve Timur'un bileğini yavaşça bıraktı. Timur acıyla haykırdı; BABAA!! 

 
 

1. Bölüm Sonu. 

 

Yazan, Yaratıcı: Emir BAKIR Copyright © 2022 Tüm Hakları Saklıdır.
Her türlü kullanımı, kopyalanması, dağıtımı yasaktır.  



Yorumlar

  1. Çook çookk iyii👏. Devamını sabırsızlıkla beklicem..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür Ederim... Meissa Bölüm II ; 7 Şubat ...

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. İkinci bölüm gelsin de okuyak yav.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 7 Şubat'ta daha uzun, daha heyecanlı ve daha duygusal bir BÖLÜM II ile görüşmek üzere...

      Sil
    2. Çok uzun olsun ama soluksuz okumak istiyorum.

      Sil
    3. ahhahahah tamam pekii..

      Sil
  4. Senaryo çok iyi. Başarılarının devamını dilerim umarım daha çok ilerlersin ve şunu unutma "öz". (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk'ün gazabı! Anıyla, şanıyla delikanlı Timur Akçay'dır! :d

      Sil
  5. Kaliteli bir gelecek öngörüssü ve özgün kurgussuyla gerçekten takdir edilesi bir çalışma olmuş. Serinin devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Başarılar dostum.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar