MEİSSA BÖLÜM 2
Meissa’nın geçen bölümü; Timur babasının yere yığılma sesini duyup arkasını döndü babasını yerde görünce elmayı elinden düşürdü. Babasına doğru koştu
Timur:
BABA? Yusuf Timur'un bileğini sıkıca tutar. Nefes almakta zorlanıyor ve
ıkınıyordu. Kıpkırmızı olmuştu. Timur ne yapacağını unutmuş gibi dona kalmıştı. Yusuf son gücüyle
kaldırdığı kafasını yere yığdı ve Timur'un bileğini yavaşça bıraktı. Timur
acıyla haykırdı; BABAA!!
Timur: Baba beni bırakma
sakın! Timur'un annesi Eylem merdivenlerden koşarak iner. Eşi Yusuf'u yerde
gördüğü an paniklemeden dolaptan ilk yardım kutusunu çıkartır. İçerisinden 1
ampul heparin çıkartıp Yusuf'un kol damarına enjekte eder.
Ve Timur'a dönerek; Yoldadırlar.
Timur: Kim?
Kapı çalar
Eylem: Kapıyı aç çabuk.
Timur kapıyı açmaya koşarak gider ve kapıyı açar. Kapıyı açtığında karşısında
kıyafetleri robotik iki insan, iki de insansı robot vardır.
Sağlık çalışanı: Yusuf Akçay?
Timur şaşkın bir biçimde; E-Evet. İçeride.
Sağlık Çalışanı: Nano çipten aldığımız veriler kalp krizi olduğunu söylüyor.
Lütfen izin verir misiniz? Timur kenara çekilir önce insan sağlık çalışanları
içeriye girerler. Ardından ellerinde katlanabilen mekanik sedye ile robot
sağlık çalışanları içeriye girer. Robotlar Zenotashi gibi fazla insansı
değillerdi sadece formları vitruvius adamı gibiydi ve birinin yakasında ''
Safiye ''' diğerinin yakasında ise '' Elbi '' yazıyordu. Ancak gözleri ve
parmak uçları mekanikti. Robotların omuzları güçlendirilmişti ve aynı zamanda
bacakları da. Nedeni hastaları ve sedyeyi daha kolay taşımaları içindi. İnsan
sağlık çalışanları Yusuf'a olay yerinde müdahale ettiler. Elektroşok sayesinde
Yusuf hayata dönmüştü. Yusuf'un hayata dönmesinde en büyük rolü Eylem, Yusuf'a
kan sulandırıcı ilaç enjekte ederek oynamıştı.
Sağlık çalışanı: Yusuf beyin durumu iyi. Ancak bugün kendisini bir hastaneye
götürürseniz daha sağlıklı olacaktır.
Eylem: Teşekkür ederim beyefendi.
Sağlık çalışanı: Başka bir şey var mıydı efendim?
Eylem: Hayır. Elinize sağlık der ve gülümser.
Sağlık Çalışanı: Bizim götürmemizi ister misiniz? der ve robotlara seslenir.
Eylem: Hayır teşekkür ederiz bir getiririz.
Sağlık Çalışanı: Nasıl isterseniz, geçmiş olsun.
Timur sağlık ekibini kapıya kadar geçirir. O sırada Eylem eşi Yusuf'a bir
bardak su verir. Yusuf nefeslendikten sonra Eylem hanıma teşekkür eder. Timur
şaşkın, meraklı ve asabi bir şekilde içeri girer. Ellerini leğen kemiğine
koyarak;
Timur: Bu da neydi?
Eylem: Otur yavrum.
Timur babasına baktıktan sonra bir köşeye oturur. Eylem, Yusuf'un bitirdiği su
bardağını alıp masaya koyduktan sonra derin bir nefes alıp;
Eylem: Geçen sene vurulduğunuz Rus serumlarını hatırlıyor musunuz?
Yusuf ve Timur aynı anda: Evet.
Eylem: O serumların içerisinde ilaçların haricinde nano çipler vardı. Nano çipler
üzerinde son 8 yıldır Rus, Türk ve İsveçli bilim insanları çalışmalar
yürütüyor. Nano çiplerin içerisinde bir yapay zeka var, kan dolaşım hızını,
değerleri, terleme oranından tutun da yediğiniz kaloriye kadar hesaplayıp
analiz eden bir yapay zeka. Yusuf'un kalp krizi riskini birkaç dakika
öncesinden tahmin etti. Risk verilerini ana merkezdeki sağlık birimine iletti.
Aynı ileti geç de olsa bana da geldi.
Timur şaşkındı. Yusuf ağzı açık ve hayran bir biçimde Eylem'i izliyordu.
Timur: Artık hiçbir şeye şaşırmayacağım diyorum ama şaşırıyorum.
Eylem biraz çekingen bir tavır ile: Eğer içerisinde çip var deseydim baban
kesinlikle kabul etmeyecekti.
Yusuf: Aynen öyle.
Eylem: Az önce hayatını o çip kurtardı!
Yusuf: Hayır… Sen kurtardın karıcım.
Timur anne ve babasını mutlulukla izlerken
Timur: Hadi kahvaltı yapıp çıkalım.
Yusuf: Nereye?
Eylem: Hastaneye tabii ki.
Yusuf: İğne vurdun ya? O tenekeler de yaptı bir şeyler iyiyim ben.
Timur: Hı hı iyisin evet. Akşam halı saha maçı da yaparız istersen nasıl olur?
11 İnsan, 11 Robota karşı. Yusuf zorlana zorlana güldükten sonra 'tamam tamam'
der ve ayağa kalkmaya çalışır. Aile neşeli gibi görünen bir kahvaltı
yapıyorlardır. Hepsinin gülümsemesi sahteydi, Timur mesleğini kaybettiği için,
Eylem eşi için, Yusuf ise ikisi için endişeliydi. Birbirlerini üzmemek için
gülümsemeye devam ettiler. Gök koyu griydi. Evin dijital asistanı hava durumu
konusunda aileyi uyardı. Aile hazırlıklarını yaptıktan sonra hızlı-sürücüsüz
araçlarına bindi.
Araç: Nereye gitmek istersiniz efendim?
Eylem: En yakın hastaneye.
Araç: Derhal. Lütfen kemerlerinizi bağlayın. Hedefe olan uzaklık. 3 km. Tahmini
ulaşım süresi 39 saniye.
Timur dışarıyı izliyordu. Şehrin bazı yerleri bulutları delecek kadar yüksek
gökdelenler ile doluydu bazı yerleri ise hala gecekonduydu. Ancak göze en güzel
görünen yapılar yerden 70 metre yükseklikte havada duran çizgi romanlardaki
uzay araçlarını andıran apartmanlardı. Sanki ilahi bir güç onları orada
tutuyormuş gibiydi.
Timur anne ve babasına dönerek: Sizce neden ülke ve dünya böyle şeylere para
harcıyor hala?
Yusuf: Köpeğine ötenazi yapacak olan insanlar köpekleri ölene kadar o ne
seviyorsa onu yapar.
Eylem Yusuf'a '' Yapma '' dercesine bakar.
Yusuf doğrucudur. Dürüsttür, her zaman haklının yanında yer alır. Ancak ilk
defa canından çok sevdiği oğlu Timur üzülmesin diye laflarını yutmuştu. Timur
dışarıyı izlerken gözlerini kapatır ve aklına çocukken babasıyla oynadığı
oyunlar gelir. Babası oyuncak uçaklarla Timur'u oynatıyordu. Babası oyuncak
uçakları havada süzerken Timur'a doğru uçururken birden bir anons sesi duyar.
Bu anons araçtan geliyordu.
Araç: Hedefe ulaşıldı.
Timur ve ailesi araçtan inip hastanenin girişine doğru ilerlediler. O sırada araç
kendi kendini otopark'a park etti. Aile hastaneye girer girmez herkes Eylem'i
tanıdı ve yanına gelerek elini sıkıp onunla tanışmak istedi.
Doktorlardan biri: Eylem Hanım hoş geldiniz. Sizinle tanışmak benim için bir
şeref.
Eylem: Estağfurullah.
Doktor: Öyle demeyin lütfen. Sizin ve ekibinizin çalışmaları benim okuduğum tıp
fakültesinde ders olarak veriliyordu. Yaptığınız yeni kök hücre çalışmaları,
nano doktorlar sayesinde geleceğe ışık oldunuz siz.
Yusuf olanları dinlerken göğsünü şişirip gururlu edayla etrafına adeta '' bu
benim karım '' dercesine bakıyordu. Babasının kolunu tutan Timur babasının bu
hareketlerini gördükten sonra kendini gülmemek için zor tutuyordu.
Eylem: Doktor Bey, eşim dün gece bir kalp spazmı geçirdi neyse ki ilk
müdahaleyi yaptık ancak tetkik ve müşahede için birkaç gün hastanede yatmasını
istiyorum.
Yusuf: Birkaç saat.
Diyerek eşini uyardı. Timur da babasını sakinleştirmek için;
Timur: Haydi baba. Geçelim şöyle.
Doktor: Tabii ki. Lütfen beni takip edin.
Timur babasını sedyeye oturttuktan sonra;
Timur: Benim çıkmam gerekiyor. Kimliğimi teslim etmem gerekiyor.
Yusuf ve Eylem'in morali bozulmuştu. Timur onlara kendisini mutlu göstermek
için basit bir gülümseme gösterdi. Ve hastane koridorlarını dolaşmaya başladı.
Daha sonra hastaneden çıktıktan sonra beynindeki nöral çipe içinden
fısıldayarak '' arabayı buraya getir '' dedi.
Sürücüsüz araç
yavaş bir biçimde Timur'un tam önüne geldi. Timur araca bindikten sonra
kendisinin aracı kullanmak istediğini söyledi. Araç Güvenlik Protokolü'nü devre
dışı bıraktıktan sonra şoför koltuğuna oturdu. Önündeki kontrol panelindeki
ekrana şifresini girdikten sonra ön kokpitten bir kapak açıldı. Bu kapağın
içinden bir direksiyon çıktı. Timur aracı kullanmaya başladı. Araca seslenerek;
Timur: Barış Manço çal. Dedi.
Araç Barış Manço - Dönence müziğini
açar. Timur küçük bir gülümseme ile yolu izleyip bir yandan da şarkıyı
dinliyordur. Bir süre sonra şarkının ritimlerine uygun bir şekilde ellerini
direksiyona vurur. Timur ne kadar üzgün olursa olsun müzik dinlerken
sakinleşiyordu. Şarkıya eşlik etti bir anda.
Timur: Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor...
Araç: Sizi anlayamadım efendim. Lütfen yapmak istediğiniz şeyi tekrar söyler
misiniz?
Timur: Senin gibi yapay zekalar neden çoğu insan tarafından sevilmiyor biliyor
musun Araba?
Araç: Hayır efendim.
Timur: Sizler sevgi ve zevklerden yoksunsunuz. Hiç müzik dinledin mi Araba?
Araç: Hayır efendim
sadece kodlarım yazılırken müziksel cümlelere karşı tepkisizleştirildim.
Timur: Ne demek bu?
Araç: Siz araç kullanıp
müzik dinlerken, dinlediğiniz müziklerde geçen cümleleri komut olarak
algılamamak için bu özellik bende eklenmiş durumda.
Timur: Müzik dinlemek
isteseydin hangi müziği dinlemek isterdin?
Araç: İnsan hayal gücünün
yeni bir renk hayal etmesi gibi efendim. Buna verecek bir cevabım yok. Kısacası
bilmiyorum.
Timur camdan dışarı
bakarak küçük bir gülümseme ile;
Timur: Bir şeyi de
bilmeyiverin canım. Bırakın müzikleri biz dinleriz.
Timur yolda ilerlerken
yolun kenarında karısını döven bir adam görür. Çok sinirlenir.
Timur: Araba!
Araç: Buyurun efendim.
Timur: Karşıdaki adama
saatte kaç km hız ile çarparsam birkaç kemiği kırılır ama ölmez?
Araç: 30 km efendim. Neden sordunuz?
Timur: Karşıdaki adama
kaşlarını çatmış bir ciddiyetle;
Timur: Hiiç.
Timur aracın hız ibresini 30 km hıza çıkarıp adama çarpar ve adam yere düşer.
Ayağı kırılır. Timur hızını yavaş yavaş arttırarak yoluna devam eder.
Araç: Efendim arabanın ön sağ far kısmında araca ve araç içindekilere zarar
vermeyecek kuvvette çarpma şiddeti algıladım. Dilerseniz... Timur arabanın
sözünü keserek;
Timur: Dikkate alma.
Araç: Anlaşıldı efendim.
Timur şarkının sesini direksiyondaki dijital mini ekrandan arttırarak Türk Hava
Kuvvetleri'ne doğru sürmeye devam etti. Araç, trafiğin içerisindeki diğer
binlerce çeşit arabanın arasında kayboldu. Havanın koyu griliği ve sislerinin
içinde aracının arka farları belirgindi. Bir süre sonra o far ışıkları da
kendini sislere teslim etti. Timur THK'nin önüne geldikten sonra arabadan indi.
Arabaya seslenerek;
Timur: Sote bir yere park et. Dikkat çekme.
Araç: Sote ne demek efendim?
Timur: Sessiz bir yere park et. Dikkat çekme!
Araç: Anlaşıldı efendim.
Araba kendisini sensör ve GPS sayesinde kuytu bir tarafa park etti. Arabayı
sürücüsüz görmeye alışanlar da vardı hayretle izleyen de. Timur kapıya
yaklaşınca kapının kenarındaki el okuma cihazına avuç içini bastırdıktan sonra
dijital kadın sesi; Akçay. Timur. 04010 Hoş geldiniz. Kapı önce sağ ve sola olmak
üzere ikiye ayrıldıktan sonra ikinci kapı da alta ve üste olmak üzere ikiye
ayrıldı. Bazı eski uçakların içerisindeki bakır kablolar sökülüyordu. Ülke ve
dünya ekonomisi sanıldığından daha da gerideydi. Timur içeriyi ağır adımlarla
izleyerek dolaştı. Bozulan uçaklara kaynak yapan asker ve robotlar, uçağın
kokpitine merdiven dayayıp çıkan askerler ve onların başlarında duran tamir
şefleri. Timur etrafını izlerken birden önüne döndüğünde 2 metreden uzun, 100
kilogramı aşkın bir adamla karşılaştı. Önüne birkaç saniye geç dönseydi bu
adama çarpacak kadar yakında durdu.
Gözleri adamın göğsüne denk geliyordu yavaşça kafasını kaldırdı ve sert,
kendinden emin bakışlarla kendisine bakan adama şu sözleri söyleyerek bir adım
geriye çekildi;
Timur: Pardon.
Tarvos: Sorun değil.
Adam takım elbisesini düzelttikten sonra kendi yoluna ilerledi. Timur da aynı
şekilde. Timur daha sonra bir vezne robotunun yanına yaklaşarak;
Timur: Bu işe de mi robotlar bakıyor?
Diyerek cüzdanından kimliğini çıkarttı.
Vezne Robotu: Hoş geldiniz Timur Bey, azil işlemi için mi geldiniz?
Timur şaşkın bir tavırla;
Timur: Onu nerden biliyorsun lan?
Vezne Robotu: Avuç içinizi kapıya okuttuktan sonra bina içerisindeki kızılötesi
kameralar ve izleme sensörleri sizleri buraya kadar izledi. Artık robotlar
olarak birçok şeyi doğru tahmin edebiliyoruz. Timur ağzının kenarıyla;
Timur: İyi bok yiyorsunuz.
Vezne Robotu: Sizi anlayamadım.
Timur: Kızılötesi kamerası diyorum... Çok güzel fikirmiş.
Vezne Robotu: Teşekkür ederiz. İlk olarak bu fikri 2 sene önce Amerikalı bilim insanı George...
Timur: Tamam tamam hadi şu işi hallet de gideyim. İşimiz
gücümüz var.
Vezne Robotu: Babanız Yusuf Bey'in sağlık sorununu kast ediyorsanız hastane
verilerine göre şu anda...
Timur sinirlenip robotun boynuna ellerini götürüp kendine çekerek;
Timur: Bana bak lan çöp tenekesi! Senin o kafandaki vidaları söker...
Tarvos arkadan Timur'u tutarak;
Tarvos: Sakin, sakin. Hallettin mi işlemleri?
Diyerek robota seslenir.
Vezne Robotu: Evet efendim. Timur bey artık malulen emekli konumunda. Bu vatan
için yaptıklarınızdan dolayı sizlere minnettarız Timur Bey.
Tarvos: Güzel. Biraz yürüyelim mi Timur?
Timur: Siz de adımı sensörlerden mi biliyorsunuz?
Tarvos: Yoo ben senin babanın eski bir dostuyum.
Timur: Babamın mı?
Diye şaşırır.
Tarvos: Evet. Az önce tanıyamadım. Daha sonra o mavi gözlerinden tanıdım.
Dünyada çok az sayıda mavi gözlü insan var biliyorsun.
Deyip arkasını dönüp Vezne robotuna baktıktan sonra Timur'a dönerek;
Tarvos: Sen... Az önce bir robotu mu boğazladın?
Timur: El alışkanlığı.
Tarvos: Anlaşılan sen de baban gibisin. Eylem çok sakindir ama Yusuf'un
gençliğini bilirim.
Timur: Pardon siz kimsiniz?
Tarvos yürümeyi durdurup Timur'a dönüp küçük bir tebessümle;
Tarvos: Buralarda bana Tarvos derler.
Ve elini uzatır. Ardından şu sözleri ekler;
Tarvos: TST Başkanı benim.
Timur biraz durduktan sonra;
Timur: Gökler sizlerden soruluyor yani?
Tarvos: Hayır. Uzay benden soruluyor.
Gökler ise sizlerden soruluyor.
Timur: SoruluyorDU.
Tarvos: Üzülme. Dünya ihtiyacı olan suyu ve madenleri bir şekilde temin
edemezse ne savaşa gerek kalacak ne de barışa.
Timur: Öncelikli göreviniz bu sanırım.
Tarvos: Lise arkadaşımın oğlu da olsa meslek sırrı…
Timur: Sizi anlıyorum. İzninizle gitmem gerek.
Tarvos: Birlikte gidelim mi? Yusuf’u görmek istiyorum.
Timur: Siz nerden biliyorsunuz diye sormayacağım.
Tarvos: 3. Dünya Savaşı'ndan sonra bazı sistemler ve kurumlar değişti. Sadece
uzay çalışmaları değil sağlık ve istihbarat işlerine de bakıyorumdur belki de?
Timur basit bir tebessüm eder.
Tarvos: Ne oldu?
Timur: Meslek sırrı dediniz ya ona güldüm.
Tarvos sadece gözleri ile gülümsedikten sonra;
Tarvos: Gidelim mi?
Timur: Tabii.
Kapıdan dışarıya çıkarlar. Timur beynindeki nöral çip sayesinde arabasını tam
önüne çağırır. Araca bindiklerinde
Timur: Sürücüsüz modu aktif et. Hedef hastane.
Araç: Anlaşıldı efendim. Müziğinize kaldığınız yerden devam etmek ister
misiniz?
Timur Tarvos’a dönerek;
Timur: Sizin için bir sorun olur mu sayın bakanım?
Tarvos: Hayır sorun olmaz. Tabii yapay zekaların son albümü değilse.
Araç: Hayır değil. Endişelenmeyin.
Araç Barış Manço-Dönence müziğini açar.
Tarvos Timur’a dönerek;
Tarvos: Hâlâ böyle şarkılar
dinleyen insanları görmek çok hoş.
Timur: Araba! Misafirimize ne ikram edeceksin?
Tarvos’un oturduğu koltuğun önündeki dijital ekranda içecek çeşitleri belirmeye
başlar.
Araba: Sıcaklar ve soğuklar efendim. Hangisini tercih edersiniz?
Tarvos: E bir suyunu içerim
Araba: Dilerseniz hastaneye vardığımızda serum yaptırayım size suyu?
Tarvos: Ha! Ha! HA! Çok komik. İşlemci artığı seni!
Timur dışarıyı kederli izlerken Tarvos’a;
Timur: Önce fabrikalarda, sonra hastanelerde kullandık robotları. Arabamızı
sürüp evimizi süpürüyorlardı. Şimdi albüm çıkarıp resim yapıyorlar, espri
yapıyorlar.
Tarvos: Komik değildi.
Timur: Şarkıları berbat, ancak resimler vasat seviyede değil.
Tarvos: Yanlış çağdayız Timur.
Timur: Haklısınız efendim. Çok yanlış bir çağ hem de.
Araba Anons Sesi; Hedefe ulaşıldı.
Timur: Otoparka çek.
Araba: Anlaşıldı efendim.
Timur ve Tarvos araçtan indikten sonra Tarvos Timur’un kulağına çok yaklaşmadan
fısıldar;
Tarvos: Resim demişken, özel bir koleksiyonum var.
Timur: Ne gibi?
Tarvos: Rusya ve ABD savaşından sonra bazı müze sahibi arkadaşlarım ricalarımı
kırmadı diyelim.
Timur ve Tarvos elleri ceplerinde yürürken;
Timur: Örnek olarak?
Tarvos Daha sessiz bir şekilde;
Tarvos: Bazı geceler çayımı ve sigaramı ‘’Yıldızlı Gece’’ tablosuna bakarak
içiyorum.
Timur sesli bir şekilde;
Timur: NE?
Tarvos: Senden istihbaratçı olmaz. Diyerek sağ elinin işaret parmağını dudağına
götürerek Timur’a sessiz olmasını söyler.
Timur kekeleyerek;
Timur: B-Bildiğimiz şu şu… (Yutkunur) Şu Van Go…
Tarvos: Evet. Sessiz ol.
Timur heyecanının içine atarak ciddi bir tavır aldıktan sonra birlikte
hastaneye giriş yaparlar.
Yusuf’un odasına girdiklerinde Eylem çok şaşırır.
Eylem: O kimleri görüyorum.
Deyip sarılır.
Yusuf Tarvos’u gördüğüne çok sevinir.
Yusuf: Eski dostum?
Tarvos: İhtiyar?
Yusuf ayağa kalkıp sarılmak ister. Ancak Eylem izin vermez.
Yusuf: Bırakın beni ya. İyiyim.
Deyip sarılır.
Tarvos: Tıpkı kendin gibi bir evlat yetiştirmişsin.
Yusuf: Sahi ya siz nasıl birlikte geldiniz? Sen-sen nerden öğrendin burada
olduğumu?
Timur: Eski dostunun TSM başkanı olduğunu bilmiyor muydun?
Yusuf ve Eylem aynı anda: TSM mi?
Tarvos: Gizli bir yapılanma olduğu için çok bilgi veremiyoruz halka. Özellikle
başkan ve personel bilgilerini.
Yusuf: Suikast girişimi falan mı?
Tarvos: Suikast girişimleri…
Eylem: Savaş biteli çok oldu.
Tarvos: İzleri ve yaraları devam ediyor ama. Dünya sandığımızdan daha kötü durumda.
Timur: Nasıl yani?
Tarvos: Bu konu hakkında daha fazla bilgi veremem.
Deyip Yusuf’a döner.
Tarvos: Yusuf tekrar geçmiş olsun. Bir şeye ihtiyacın olursa Eylem’in Nöral
Mailine iletişim IP adresimi atıyorum. Deyip gözlerini kapatıp bir saniye
içerisinde IP adresini atar. Ardından kapıdan dışarı çıkacakken arkasını
Timur’a dönükken birkaç saniye düşündükten sonra;
Tarvos: Tabii daha fazlasını öğrenmek istemiyorsan?
Timur elleri göğsünde birbirine girmiş, sol omzunu duvara dayamış bir
biçimdeyken kendini düzeltip meraklı bakışları ile önce Tarvos’a sonra ailesine
dönüp bakar.
Yusuf: Neyi kast ediyorsun?
Tarvos yüzünü aileye döndükten sonra Timur’a yaklaşarak;
Tarvos: Vatanın için göreve devam etmek ister misin?
Timur’un mavi göz bebekleri büyür. Ardından kaşlarını çatarak;
Timur: Beni azleden devlet mi söylüyor bunu?
Tarvos: Hayır. TSM başkanı söylüyor.
Timur: Tüm hava araçları imha edilip parçaları satılıyor veya geri
dönüştürülüyor.
Tarvos: Ne için kullanılmak üzere geri dönüştürüldüğünü biliyor musun?
Timur: THK ve devlet bunu halka açıklamıyor. Kaç kişi bunu öğrenebilmek uğruna hayatını kaybetti?
Tarvos: Devlet yönetmek yufka yüreklilerin işi değil.
Timur: Savaşlarda yeteri kadar kan aktı.
Tarvos: Savaş bitiyor diye kendini kahreden bir adam mı söylüyor bunları?
Timur: Ben öldürmek için yetiştirilmedim. Keşif ve savunma için yetiştirildim. Benim
savaşım şahıslarla veya teröristlerle değil.
Tarvos: Bir asker gibi değil de devlet gibi konuşuyorsun.
Timur: Devlet diye bir şey kaldı mı?
Tarvos: Bunun için çalışıyoruz yıllardır.
Timur: Ne yapıyorsunuz mesela?
Tarvos: Gizli bilgi. Paylaşamam.
Timur: Ah doğru ya. İstihbarat…
Yusuf araya girerek: Timur!
Timur sessizliğe bürünerek geri çekilir.
Tarvos: Lisede de sen böyle hocalarla tartışırdın.
Yusuf: Onlar haksızdı. Burada ise ikiniz de haklısınız.
Tarvos Timur’a dönerek;
Tarvos: ''Vatanını savunmaya ve'' deyip susar.
Timur: Ve?
Tarvos: Boş ver. Vatanını savunmaya devam etmek ister misin?
Timur: Nasıl olacak o?
Tarvos: Gel benimle.
Tarvos ve Timur hastaneden çıkar. Timur, arabayı çağırmak için sağ işaret e
orta parmağını yan yana birleştirerek şakağına götürür.
Tarvos: Gerek yok. Helikoper ile gideceğiz.
Timur: Nereye?
Tarvos Timur’a dönüp gülümser ancak bir şey söylemez. Hastane yakınındaki boş
bölgeye bir helikopter iner. Tarvos ve Timur içine binerler. Timur arada
arkasına bakar, olay onu şaşırtmıştır.
Pilot: Hoş geldiniz.
Timur: Arabaları yapay zekalar kullanıyor. Uçaklar?
Tarvos: Pilotluk eğitiminde hep ne derler? Her şey insansız yapılabilir. Ama hiçbir
makine, bir insanın duyguları ve inisiyatiflerine sahip olamaz. Baskı ve stres
altında kalmadığı için doğru karar vermez. Savaşlarda bize doğru hamleyi
yaptıran şey akıttığımız terlerdir.
Pilot: Aslında insansız uçuş özelliği var ancak Tarvos insanlı seviyor.
Tarvos: Ben de alışamadım bu yapay zekalara. 40 sene geçti evet, ama sevemedim.
Bu arada… Gözlerini bağlamam lazım evlat.
Timur: Neden?
Tarvos: Formalite. Bana güveniyor musun?
Timur: Babamın dostusunuz.
Tarvos Timur’un gözlerini bağlar. Helikopter yavaşça havalanır. Ardından havada
irtifa kazandıktan sonra hızlanmaya başlar. Hava koyu griydi. Helikopter fazla
yükselmişti, gri bulutların arasında kayboldu.
Pilot: Hayalet modu aktif. Radar dışıyız.
Tarvos: Güzel.
Timur içinden;
Timur: Hadi bakalım girdik bir çamura.
Aradan birkaç dakika geçtikten sonra. Pilot kulaklığına konuşur;
Pilot: Burası Tarvos. Karargâha 1 dakika uzaklıktayız.
Telsizden dijital ses; Burası Karargâh. İniş kodunu söyleyin Tarvos.
Pilot: TC23. Yetki derecesi Başkan. Onay 1923
Dijital ses: Onay verildi Tarvos. İniş yapabilirsiniz. Savunma hologramı 45A83C
bölgesinde devre dışı bırakıldı giriş yapabilirsiniz.
Timur içinden: Savunma hologramı ne lan?
Pilot: Anlaşıldı giriş panel koordinatı 45A83C.
Helikopter bulutların içinden geçtikten sonra karşısında hiçbir şey yoktu.
Sanki ileriye doğru uçmaya devam etse gidebilecekmiş gibi. Ancak daha ileriye
gitseydi görünmez bir güç kalkanı helikopteri geri itecekti. Savunma Hologramı
karargâhın tüm çevresinde bulunuyordu. Helikopter hızını yavaşlattıktan sonra
45A83C koordinatlı bölge hologramı deve dışı bırakıldı. Boşluk gibi görünen
manzaranın bir kısmında sanki başka bir dünyaya açılan pencere vardı.
Helikopter o bölümden karargâha giriş yaptı.
Karargâh kontrol merkezi: Tarvos giriş yaptı. Bölge 45A83C kapatılıyor.
Gökyüzündeki pencere birden kapatılmış gibi hologram tekrar aktif hale geldi.
Helikopter iniş yaptı. Tarvos Timur’u helikopterden indirdikten sonra kolundan
tutarak hangar kapısına benzer bir kapının önüne kadar getirdi. Ardından
ensesinden gözündeki bandajı açtı.
Timur karşısındaki eski ve modern karışımı kapıyı görünce anlamlandıramadı.
Tarvos kapının üstünde bulunan son teknoloji kameraya gözünü okuttuktan sonra;
Tarvos: Giriş yetki derecesi Başkan. Onay kodu 20704.
Kapıdan gelen dijital bir kadın sesi: Yetki tanındı. Onay verildi. Kapı çok
sert bir ses ile kilitlerini açtı. Ve yavaş yavaş iki yana doğru ayrılmaya
başladı. Tarvos o sırada kravatını düzeltti. Kapı açıldığında Timur neredeyse
bir ilçe büyüklüğünde bir kapalı alan ile karşılaştı. İçerisi tıpkı THK içi
gibi yüzlerce çalışan insan ile karşılaştı. Kaynak makineleri, bilim insanları,
yazılımcılar… Dünyanın geri kalanı sanki buradaydı. Tarvos kendinden emin bir
biçimde, Timur şaşkın ve hayran kalmış bir biçimde yürüyorlardı. Oradaki her
çalışan Tarvos’u görünce elindeki işi bırakıp ona karşı saygı göstererek başını
biraz öne eğdi. Tarvos yürüyüp geçtikten sonra işlerine geri döndüler. İleride
kocaman bir hava aracı duruyordu. O kadar büyüktü ki. İçerisine insan
sığdıracak olsalar 1 milyon kişiden fazla kişi sığacak gibiydi. Simsiyahtı.
Arkasında apartman temeli büyüklüğünde 4 tane itici motor bulunuyordu. Aracın
bazı yerleri brandalar ile kapatılmıştı. Şeklinin neye benzediği bir türlü
seçilemiyordu. Timur uzakta da olsa hayranlıkla aracı izlerken Tarvos ona
döner.
Tarvos: Timur?
Timur: Buyurun.
Tarvos: Tekrar soruyorum: Vatanını ve gezegenini tekrar savunmak, kurtarmak
ister misin?
Timur’un göz bebekleri büyüdü, gözleri doldu. Göğsünü kabarttı. Bir etrafına
bir uzay aracına bir de Tarvos’a baktı.
2. Bölümün sonu.
Yazan, Yaratıcı: Emir
BAKIR Copyright © 2022 Tüm Hakları Saklıdır.
Her türlü kullanımı, kopyalanması, dağıtımı yasaktır.

Yine çok iyiydi ve yine en heyecanlı yerinde bitti..
YanıtlaSilTeşekkür ederim... Final bölümünden sonra tek parça halinde tekrar yayımlayacağım. O zaman kesinti olmaz :)
Silİzledim amk okumadım
YanıtlaSilhahhahahahah temennimiz o yönde
SilBetimleme çok başarılı her satırı okurken gözümün önünde canlandırdım
YanıtlaSilDevamını sabırsızlıkla bekliyorum kalemine sağlık şef.
Çoook teşekkür ederim 3450...
SilO zamana kadar Barış Manço mu kalır yaw
YanıtlaSilFilm tadında akıcı ve çok zevkli bi kurgu olmuş.
YanıtlaSilTimurun araçla olan diyaloğu ve Timurun olmayan renk benzetmesi
Ayrıca kan içindeki nanocip çok orjinal fikirler.Eline sağlık yine çok iyi olmuş
:) ...
Sil