MEİSSA BÖLÜM 3

 



Meissa’nın geçen bölümü; 

 
Timur uzakta da olsa hayranlıkla aracı izlerken Tarvos ona döner. 
Tarvos: Timur?  
Timur: Buyurun.  
Tarvos: Bir kez daha soruyorum: Vatanını ve gezegenini tekrar savunmak, kurtarmak ister misin?  
Timur’un göz bebekleri büyüdü, gözleri doldu. Göğsünü kabarttı. Bir etrafına bir uzay aracına bir de Tarvos’a baktı.  
 
Meissa Bölüm 3  
 
Timur: Ne diyeceğimi bilmiyorum.  
Tarvos: Eğer görevi merak ediyorsan, seni bu işe dahil edebilirim. Ancak kabul etmediğin sürece sana daha fazla bilgi veremem. Seni buraya bu şekilde getirmem bile doğru değil.  
Timur: Görevi az çok tahmin edebiliyorum.  
Eliyle uzay aracını göstererek;  
Timur: Uzay aracı. Dünyanın madene ve suya ihtiyacı var. Geminin bu kadar büyük olmasının sebebi de bir yerlerde su buldunuz ve dünyamıza getirmek istiyorsunuz. 
Timur daha sonra çenesini kaşıyarak; 
Timur: Veya yaşanabilir bir gezegen bulup orada koloni kurdunuz ve bu gemiyle insanları oraya götüreceksiniz.  
Tarvos: Cesaretini babandan, zekanı annenden almışsın.  
Timur: Teşekkür ederim. Teşekkür ederim efendim ama ben bu görevi kabul edemem.  
Tarvos: Neden?  
Timur: Babamın durumunu hiç iyi görmüyorum.  
Tarvos: Orada keşfedeceğimiz şeyler ile babanı ve baban gibi nice insanları, birçok hastalığı tedavi edebiliriz belki de.  
Timur: ‘’ Orada ‘’ derken efendim?  
Tarvos: Görevi kabul etmen gerekiyor Timur. (Fısıldayarak) Dünyanın ömrü çok kısa! Beş sene! Beş sene sonra dünya su rezervi bitecek.  
Timur bu ürkütücü haberi aldığında göz bebekleri tekrar büyüdü. Belirli bir noktaya sabitlemiş olduğu gözleri doldu. Bir adım geri çekilerek; 
Timur: Hayır. Bir daha uçamam.  
Tarvos: Bunu iyi düşün evlat. Burak!  
Uçaklarla ilgilenen elemanlardan biri arkasını dönüp Tarvos’un yanına gelerek. 
Burak: Emredin Tarvos.  
Tarvos: Misafirimize özel helikopterime kadar eşlik et. Pilota kendisini aldığımız yere bırakmasını söyle.  
Burak: Baş üstüne. Buyurun lütfen.  
Timur Burak ile birlikte hangardan çıkmak üzere ağır adımlarla yürümeye başlar. Kapıya geldiğinde arkasını dönüp uzay aracına bakar. Daha sonra başını öne eğerek kapıdan çıkıp helikoptere biner.  
Helikopter pilotu Timur’u aldığı yere bırakıp üsse geri döner. Timur elleri cebinde, başı önde hastaneye girer. Ağır adımlarla babasının odasına doğru ilerler ve içeri girip köşedeki koltuğa oturur. Başı eğik elleri birbirine bağlı bir şekilde yerdeki çizgilerin üzerine ayağını sürtüyordur.  
Yusuf: Timur Akçay!  
Timur başını kaldırıp babasına bakar.  
Yusuf: Bir daha sakın başını önüne eğme. Her ne olursa olsun.  
Eylem: Ne oldu yavrum? Nereye gittiniz, neden mutsuzsun?  
Timur: Boş verin. Konuşmak istemiyorum.  
Eylem: Emin misin?  
Timur evet dercesine başını öne birkaç kez eğer.  
Eylem: Babandan tahlil için kan aldılar.  
Timur: Sonuçlar ne zaman çıkar?  
Eylem: Her an gelebilir.  
O sırada doktor içeri girer. Timur ayağa kalkar ve  
Timur: Nedir durum Doktor Bey?  
Doktor elindeki her tarafı cam olan ekrana bakarak  
Doktor: Durum hiç iç açıcı değil…  
Eylemin yüzü düşer  
Yusuf: Açık olur musunuz lütfen.  
Doktor: Yusuf Bey, bu sabahki kalp spazmından kurtulmanız bile mucizeydi.  
Eylem: Kalbi mi?  
Doktor: Akciğer kanseri. 4. Evre. Karaciğer ve böbrek üstü bezlerine de bulaşmış.  
Eylem kekeleyerek: İ-İm - İmkansız! Tetkikleri kontrolüm altındaydı.  
Doktor: Biyolojik olarak mı? 
Eylem: Hayır, dijital olarak. Ama kesin sonuçlardı. 
Eylem oturup ellerini başına koyarak ağlamaya başlar.  
Doktor: Allahtan ümit kesilmez. Teknoloji ve tıp hat safhada biliyorsunuz. Sizin gibi tüm fertleri bu vatana hizmet etmiş bir aileyi sağlığına kavuşturmak bizim boynumuzun borcu.  
Yusuf: Doktor. Net ol. Yüzde kaç? Yaşama ihtimalim yüzde kaç?  
Doktor: Eğer hastaneye yatar ve tüm tedavilere cevap verirseniz. %60 gibi görünüyor.  
Yusuf: İlaçları almama rağmen ölme ihtimalim var yani?  
Doktor: Maalesef. Biz derhal bir tedavi programı çıkartıyoruz. Eylem Hanım. Sizdeki verilere ihtiyacımız var.  
Eylem: Tabii.  
Doktor ve Eylem veri analiz odasına gider.  
Yusuf Timur’a döner. Timur babasına gözleri dolmuş bir biçimde bakıyordur.  
Yusuf: Git iki tane olta al Timur.  
Timur: Olta mı?  
Yusuf: Evet. İki tane olta ve biraz balık yemi.  
Timu: Neden?  
Yusuf: İyileşmemde bana moral olsun. Bu illeti yendiğim gün seninle baba oğul İstanbul boğazında balığa çıkalım.
Timur: Sen iyileş. Ben Nil Nehrini tekrar su ile doldururum.  
Timur ve Yusuf birer tebessüm ederler.  
Daha sonra odaya doktor ve Eylem girer.  
Doktor: Tedavi süreç programımız hazır Yusuf Bey. Şimdi artık komutan benim ve benim dediklerimi yapmanız gerekiyor. 
Timur: Er olduğun zamanları düşün ihtiyar kurt.  
Yusuf: Sinirliyim zaten üstüme gelme.  
Timur kollarını birbirine geçirmiş hafif ve içten içe gülüyordur. Doktor ve Eylem, Yusuf’a tedaviyi anlatırken Timur onların sesini bir süre sonra duymamaya başlar. Sadece babasını izler. Kafasında Tarvos’un dedikleri yankılanır. Tarvos’un teklifini çenesini kaşıyarak düşünür. Hastane pencerelerine dışardan bakan biri sol pencerede Timur’u yan profilde, sağ pencereden ise doktor, Eylem ve Yusuf’u görürdü.  
 
Ertesi Gün. 30 Ocak 2068 Pazartesi Yer: Fikriye Hanım Lisesi Ankara  
 
Tarih öğretmeni Bahar elinde dosyaları ile son saat dersine girmek üzere bir sınıfa girdi 
Bahar: Günaydın kuzularım. 
Tüm sınıf aynı anda: Günaydın hocam.  
Bahar: Nasılsınız?  
Sınıftan birkaç kişi: İyi. 
Bahar: Evet çocuklar geçen hafta nerde kalmıştık?  
Öğrenci: Hocam sınır problemlerini bitirmiştik.  
Bahar: O iyi iyi... O zaman bugün ki konumuz 3. Dünya savaşı.  
Erkekler "obaa" diye bağrışmaya başlar.  
Bahar: Evet çocuklar 3. Dünya savaşını başlatan olay neydi? Bakalım neler biliyorsunuz.
Çocuklardan biri elini kaldırır ve Bahar ona söz verir  
Çocuk: Hocam 2029 yılında Türkiye Ermenistan savaşında Rusya'nın Türkiye tarafını tutması sonucu Amerika buna kinlendi.  
Bahar: Tabiri caizse kinlendi. Doğru, sonra?  
Öğrenci: Savaş bitiminde barış anlaşması imzalandı.  
Bahar sınıfa bakarak: Savaşı kim kazanmıştı çocuklar?  
Tüm sınıf aynı anda: Türkiye.  
Bahar: Peki çocuklar Türkiye'nin yardıma ihtiyacı var mıydı?  
Tüm sınıf: Hayır. 
Öğrenci: Hayır. Türkiye 2023 yılında Rusya ve Ukrayna savaşının bitmesinde zaten önemli rol oynamış ve dünyanın çok dikkatini çekmişti. Ermenistan savaşında da İstanbul depreminin sancıları devam etmesine rağmen yardıma gerek duymadı. Rusya, Amerika ile kafa kafaya çarpmak için savaşa girdi hocam, sırf savaş çıksın diye. 
Bahar: Güzel. Devam et. 
Öğrenci: Barış anlaşması 6 yıl sürdü. Amerika ise 6 yıl bekledikten sonra Rusya'ya ve Türkiye'ye yaptırım uyguladı.
Bahar: Bu neyi doğurdu? 
Öğrenci: Türkiye ve Rusya zorunlu ittifakını. 
Bahar: Peki Amerika ve Türkiye önceden ittifak halinde iken neden Rusya ile Türkiye ittifak kurdu?  
Öğrenci: Hocam Amerika İsrail üzerinden Türkiye'nin yüzen çiftliklerini tehdit ediyordu. İttifakın ömrü doluyor gibiydi. Zaten bu yüzen çiftlik projeleri, Türkiye’nin Rusya Ukrayna krizi zamanından beri 3 ülke ortaklığında yürütülüyordu. Yani anlayacağınız Amerika kıskandı. 
Tüm sınıf gülmeye başlar.   
Bahar: Güzel, aferin. Şimdi hızlı özet geçer gibi anlatayım sonra not alırsınız. Evet arkadaşlar her şey 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle başladı diye biliriz. Tabii asıl neden bu değildi. Tüm dünya ülkelerinin ve markalarının Rusya’ya yaptırımlar yapması ve ülkemizin arabulucu olması sonucu 2023 yılında Rusya Ukrayna Barış Antlaşması imzalandı. Ve üç ülke arasında Yüzen Çiftlik Projesi ortaklığı kurulmuş, Akdeniz ve Karadeniz’de hektarlar büyüklüğünde yüzen çiftlikler kurulmuştu. Neden karada değil denizde Satürn?  
Satürn: Hocam deprem riski çoğu yerde vardı. 2028 yılında zaten gördük... Yüzen çiftlikler hem alandan tasarruf ediyordu hem de güneş enerjisi verimliliğini arttırıyordu.  

Bahar: Aferin. Bu ortaklık Amerika hükümetini o dönemler biraz bozdu.  
Aradan 5 sene geçtikten sonra ülkemizin yüzen çiftliklerden kazandığı gelir maalesef 2028 yılındaki İstanbul depremine harcandı. Coğrafya dersinde işlemişsinizdir Türkiye’nin en büyük 2. depremi olan İstanbul Marmara depremi 7.8 büyüklüğünde olmuştu ve 54 binden fazla kişi hayatını kaybetmişti. 154 bin kişi de yaralanmıştı. Ve tahmini hasar 21 milyar liradan fazlaydı. Türkiye deprem ile ilgilenirken Ermenistan Türkiye’ye resmen savaş ilan ettiğini açıklamıştı. Neden 2029 tarihi seçilmişti çocuklar?  
Tüm sınıf: Deprem hem ekonomiyi hem halkı sarsmıştı. Ülke buhranda iken işgal edildi.  
Bahar: Doğru. Ermenistan ilk olarak Kars ve Iğdır illerine havan topları ile saldırmaya başladı. Jandarma Binbaşı Özlem Duyan ve emrindeki 1250 askeri hemen Ermenistan Türkiye sınırına konuşlandı. Söylentilere göre Özlem Duran ve askerleri konuşlandığı an Ermenistan askerleri geri çekilmiş ardından komutanlarının emri ile onlar da tekrar konuşlanmış. Kendisinin şu anki görevi ne?  
Sınıf: Savunma bakanı.  
Bahar: Doğru. Ermenistan ilk saldırıyı gerçekleştirdikten sonra devletimiz mütekabiliyet yaptı.  
Mütekabiliyet, iki devlet arasındaki ilişkilerde maruz kalınan davranışa aynı şekilde karşılık verilmesi durumudur. Türkiye mütekabiliyet hakkını biraz ağır kullandı ve havan topları sayısı kadar silahlı insansız hava aracı gönderdi ve bir askeri binayı yıktı. Ermenistan bu saldırıyı savaş sebebi sayarak tankları sınıra sürdü. Tabii bu savaş yüzünden Türkiye 2026 Derine İnme Sondaj çalışmasını da askıya almış depremle bile ilgilenememişti. Ancak Ermenistan kendi ayağına basmıştı. 2029 Aralık ayında başlattığı saldırı yüzünden hem Türkiye hem Azerbaycan sınırlarından tanklarla sıkıştırıldı. Rusya ise Amerika ile sürtüşme yaratabilmek için Nachalo füzesini Ermenistan’a 28 Aralık 2029 sabah 5:14te fırlattı. Erivan’a atılan füze sonucu 140bin kişi öldü. Amerika ise tam bu anda ortaya çıktı. Habersiz şekilde askeri operasyon düzenlediği gerekçesi ile Türkiye ve Rusya’ya yaptırım uygulayacağını söyledi.  
Daha sonra dünya tarihinde bir ilk gerçekleşerek fiziksel asker çıkartması yapmadan direkt olarak Rusya’nın Petropavlovsk şehrine Arrow 7 füzesini fırlattı. Oluşan patlamada şehrin tamamı yok oldu. 
Arka sıralardan gözleri çekik bir çocuk parmak kaldırarak söz aldı.  
Sobutay: Hocam Arrow füzeleri o dönem İsrail’e ait değil miydi?  
Bahar: Doğu Sobutay. O dönem İsrail ve Amerika her zaman ki gibi ittifak halindeydi. Çoğu projeleri ortaktı.   
Öğrenci: Bu da İsrail’in sonunu getirdi zaten.  
Bahar: İsrail’i en vurması beklenmeyen ülke Türkiye vurdu. Nedeni ise tabii o zamanlar dünya bundan habersizdi; Türk devletlerini tek çatıda toplama projesiydi.  
Sobutay: Gerçekleşti de.  
Bahar: Evet Sobutaycım. Sen ve diğer arkadaşların gibi hepiniz ülkeleriniz yıkıldıktan sonra Türkiye himayesine girdiniz ve çok daha güçlü ülkeler olduk. 
Amerika, İsrail topraklarından Rusya’yı vurduğu anda füzenin etkisi Kazakistan’ı da sarstı. Bazı vatandaşlar öldü.  
Bakın çocuklar. O zamanlarda da eskiden de hiçbir ülke birdenbire başka ülkeye bırakın savaş açmayı balistik füze bile atmazdı. İttifaklar kolay kolay bozulmazdı.  
Elvina: O zamanlar neden her şey birden ateşlendi hocam?  
Bahar: Çünkü yavrucuğum Amerika kendini dünyanın efendisi sanmaya başlamıştı. Her olaydan haberdar edilmek, payını almak istiyordu. Ve diğer devletler, özellikle Türkiye bıkmıştı.  

Merve: Hocam 3. Dünya Savaşı boyunca toplam kaç kişi öldü?  
Bahar: Dünyanın en kanlı savaşı. Resmi 850 milyon, tahmini ise 1 milyar insan bu savaşta öldü. Askerler, pilotlar, polis özel harekatçılar, vatandaşlar ve hatta ülke başkanları. Bakın çocuklar dünya tarihinin en kanlı savaşı olarak bilinen 2. dünya savaşında ölen insan sayısının nerdeyse 12 katı! Savaş hiçbir zaman çözüm olamaz.  
Ahmet: Ama öğretmenim, bu savaştan sonra dünya sistemi kökten değişti. Ekonomimiz ve ilişkilerimiz büyüdü, dünyanın süper gücü olacak kadar büyüdük.  
Bahar: Onca cesetten sonra... Neyse.  Kazakistan’daki bazı sivil kayıplardan dolayı Türkiye kendi ülke vatandaşı olmayan insanların intikamını aldı. Ve hemen bir uçak kaldırdı. Bu uçak Arrow 7 füzesinin fırlatıldığı bölgeye ve İsrail hava savunma binasına Bozdoğan 2 Füzesini fırlattı. Neden İsrail hava savunma binası?  
Mehmet: Gökleriniz artık elimizde mesajı vermek için.  
Bahar: Doğru. Bu füze patladıktan sonra dünya sonu gelmeyen bir yola girdi. Sanki tüm ülke devletleri bu anı bekliyormuş gibi Lübnan Irak’a, Portekiz İtalya’ya savaş açtı. Dünya allak bullak olmuştu. Bu kargaşada Amerika, Rusya’ya resmi olarak savaş ilan etti. 2031 Yılında Uluslararası Uzay İstasyonu patlatılacaktı. İlk planlar okyanusa düşürülmesiydi ancak. Amerika patlatmayı, ISS (UUİ) Rusya’nın üzerine düşecek şekilde ayarladı. Ve onlarca Rus vatandaşı öldü. Bazı parçalar ise Türki devletlere de sıçradı. Ve nükleer füzeler devreye girdi. Nehirlerden kan akıyordu diyebiliriz.  
Ahmet: Keşke şu an bir şeyler aksa.  
Bahar: 2033 ile 2039 yılları arası soğuk savaş dönemiydi. Yaptırımlar, ambargolar bu dönemde sıklaştı. Büyük Türkiye Devleti’nin temelleri burada atıldı.  
Türkiye, Kıbrıs, Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan gibi çoğu ülke Türkiye bünyesine girdi. Ve bugün var olan Türkiye oluştu. Ülkemizin güncel nüfusu?  
Tüm Sınıf: 450 Milyon!  
Bahar: 2036 yılında İsrail, Kıbrıs’a çıkartma yaptı. Ve Türkiye tüm gücü ile İsrail’e saldırdı. Sadece 2036 yılında bile 55 bin İsrail askeri öldü, 15 Bin Türk askeri şehit oldu.  
Öğrenci: Hocam?  
Bahar: Efendim canım?  
Öğrenci: Soğuk savaş döneminde neler oldu?  
Bahar: Bunu kimse bilmiyor. Müfredatta yok ama bazı söylentiler Türkiye’nin bu dönemde güçlendiği yönünde.  
Sobutay: Savaştan kaçmak yoktur, sadece düşmana karşı üstünlük sağlanıncaya kadar ertelenir.  
Bahar gülerek: Evet Sobutaycığım haklısın. Zaten TSM (Türk Sema Teşkilatı) da bu dönemde kuruldu. 2034 yılında. 2036 yılındaki Türkiye İsrail çatışmasından savaş bitimine kadar çoğu ülke yıkıldı zaten. Lübnan, Suriye, Irak, Polonya, Küba ve çoğu güçsüz ülke. Ölümlerin çoğu da bu ülkelerin yok olmasından kaynaklanıyor. Amerika, Çin ve Rusya tabii bazı zamanlar Türkiye de Nükleer füze kullanarak ülke nüfuslarını neredeyse sıfırladı. Gelelim bitişe. Detayları haftaya işleriz, ders bitmek üzere. Takvimler 2040’ı gösterdiğinde Amerika Birleşik Devletleri’nin 51. Başkanı Eric Mendelson, savaş konusunda uzlaşma sağlamak için Türkiye’ye geldi. O zaman ki Amerika Hükümeti anlaşmayı onaylamıyordu. Ve Yapay Zekâ Casus Drone projesini Kuzey Kore yetkilileri ile paylaştı. Kuzey Kore bu silah ile Eric Mendelsonu öldürdü. Ardından Çin, Barış Antlaşmasını ihlal ettiği gerekçesi ile Kuzey Korey’e Nükleer füze yolladı. 15 Milyon asker ve vatandaş öldü. Her şeye rağmen barış imzalandı. Rusya, Çin, Türkiye ve az da olsa Japonya bazı devletlere el koydu. Amerika hükümeti ise felaketi başlattı.  
Mendelson’un yardımcısı Fred Cox bir canlı yayın başlattı. Bu canlı yayında bir nükleer fırlatma odasındaydı. Hayal-mayal hatırlıyorum ben de İnternete yayımlanmıştı. Çok korkunç günlerdi. Cox aynen şöyle dedi: ‘’ Hiçbir ülke ve hatta hiçbir gezegen Amerika’dan üstün olamaz. Amerika’nın yenildiği dünyada hiç kimse yaşayamaz.’’ Ve bir dizi düğmeye bastı. Düğmeler ultra menzilli sonik nükleer füzelerdi. Mars, Venüs ve Merkür’e yollanılan bu füzeler gezegenler arası seyahati ve olası yaşanabilir gezegenler projelerini alt üst etti. Elon Musk ve çocuklarının Mars’a gitme projesi savaşlardan dolayı zaten askıya alınmıştı. Bu nükleer füzelerden sonra ise tamamen tarihe karıştı. Bizi asıl etkileyen füzeler ise okyanuslara ve nehirlere uydulardan gönderilen füzelerdi. Bugünkü dünya su kıtlığının sebebi o füzeler.  
Filiz: Hocam füzeler nasıl su kıtlığına neden olabilir ki?  
Bahar: Bilim insanları 28 yıldır bunun cevabını bulamadı kuzum. Füzeler suyun içine girdikten sonra ayrıştırıcılar devreye girdi. Füzenin içinde uranyum vardı. Füze suyla temas ettiği anda uzaydaki yönlendirilmiş enerji silahları ile uranyuma radyasyon gönderildi. Ardından suyun buharlaşma hızı arttı. Ve günümüz dünya su kıtlığı başladı.  
Şevval: Hocam denizlerde temizleyiciler var onların bir etkisi olmadı mı? Ayrıca füze yüzünden denizdeki oksijen miktarı düştüğünden dolayı mı oldu bu kıtlık? Radyasyondan yani?  
Bahar: Vallahi ben tarih öğretmeniyim onları kimya hocanız Esma ile konuşun. O daha iyi bilir.  
Öğrenci: Çözümü var mı bu su kıtlığının?
Bahar: Ya başka bir gezegene taşınmak ya da bol miktarda altın ve pırlanta madenini sentezleyip yeni bir maden üretmek. Ardından bu maden ile dünyanın en kolay tarifini mutfakta pişirmek.  
Öğrenci: Neymiş o?  
Bahar: İki hidrojen bir oksijeni birleştirip yakmak. İnternette okudum, bilim insanları bunun bir yolunu bulmuş ancak aşırı maliyetli olduğu için ve gerekli enerjiye sahip olmadıkları için henüz yapılamıyor. Tahminen de 50 sene sonra koruduğumuz su da bitecek.  
Öğrenci: Hocam tabiri caizse fetih edilen yerlerde bulunan altınlara el konulmadı mı?  
Bahar: Türkiye ve Rusya 2039 yılında Fort Knox’a operasyon düzenleyip içeri girmişti. Ve altınlara el koymuştu. Federal Reserve Bank of New York altın rezervine de Çin el koydu. Zaten Mendelson bu yüzden barış sağlamak zorunda kaldı. Ama bu paralar ve altınlar da dünyanın yaralarını sarmaya harcandı.  
Ahmet: Fred Cox’a ne oldu?  
Bahar: Genç bir Türk İstihbaratçı tarafından öldürüldü. Ama kimliği bilinmiyor.  
Öğrenci: Hocam 10 dakika kaldı zile.  
Bahar: Tamamdır. Al bu yoklama cihazını elden ele parmağınızı okutun.  
Öğrenci parmak okuma özelliği olan yeni nesil yoklama cihazını alıp parmağını okuttuktan sonra arka sırasındaki arkadaşına verir.  


Kapı tıklatılır.  
Bahar: Gel. 
Kapı açılır ve içeriye alımlı, güzel, kumral kısa saçlı 1.73 boylarında 63 kilo civarında bir kadın girdi.  
Bahar: Aa hoş geldiniz Zeynep Hanım.  
Zeynep: Hoş buldum. Nasılsınız hocam?  
Bahar: Teşekkür ederim. Uzay çalışmaları nasıl gidiyor?  
Zeynep: İmkan çok yok, sadece araştırma yapabiliyoruz. 
Bahar: Kolaylıklar dilerim.  
Zeynep: Teşekkür ederim. Merve’yi bugün okuldan biraz erken alabilir miyim?  
Bahar: Sorun yok. Alabilirsiniz. Zaten haftaya metaverse dersinde bugünkü konuları detaylı inceleyeceğiz.  
Zeynep: Teşekkür ederim. Gel Mervecim.  
Merve ders tabletini çantasına koyduktan sonra ablasının yanına gitti ve sınıftan çıktılar.  
Okul bahçesinde ilerlerken  
Merve: Ne oldu abla?  
Zeynep: Ablacım ben bir süre eve gelemeyeceğim. Görev çıkmış eğitim mi ne görecekmişiz.  
Merve: Ne görevi ya? Devlette para mı kaldı, bırak sizi uzaya yollamayı roket yollayacak imkan kalmadı.  
Zeynep: İşler ciddi bu sefer. Görevin ne zaman geleceği, kimden geleceği bile belli değil. Seninle daha fazla vakit geçirmek için geldim. Eve geçelim annem yemek yapmış.  
Merve gülümseyerek: Geçelim.  
 
-Aynı Dakikalarda Hastane-  
 
Timur: Ya yesene!  
Yusuf: Ya çek şunu sevmiyorum bu sentetik yiyecek haplarını.  
Timur: Kebap mı söyleyeyim hastaneye?  
Yusuf: Olur vallahi şöyle acılı.  
Timur: İyileş aldığım oltalarla balığa çıkalım, tuttuklarımızı yeriz.  
Yusuf: Balık kalmış mıdır denizde?  
Timur: Valla ben onu bilmiyorum da sırf balık tutmak için İstanbul’a mı gideceğiz?  
Yusuf: Yazlığım var orda.  
Timur: Ne?  
Yusuf: Sana miras bırakacaktım. Bari son günlerimizi orda geçirelim.  
Timur: Yok öyle son günler falan. 
Timur babasının burnunu sıkar. Yusuf ardından istemsiz olarak ağzını açar. Tam o sırada Timur protein yüklü sentetik gıda haplarını Yusuf’un ağzına atar ve zorla yutturur.  
Yusuf: Nefret ediyorum bunlardan.  
Timur: Lahmacun gibi değiller tabii ondandır.  
O sırada Eylem odaya girer.  
Eylem: Yusuf bugün ışınla kanseri güçsüzleştirmeyi deneyeceğiz. 
Yusuf: Böbrek taşı değil bu, kanser.  
Eylem: Aynen Yusuf ömrümü laboratuvarlarda boşuna harcadım zaten. Buluşlarım görünmez dikişler sadece aynen haklısın!  
Yusuf: Ya biriciğim... 
Timur: Kendini tutarak gülmemeye çalışır.  
Yusuf: Kaç tane tıbbi icadın var ben nerden tutayım aklımda hepsini?  
Eylem: Bomba atacağın yerlerin koordinatını ezberlemeyi biliyordun ama.  
Timur: Pilotluğa olan özleminden başını öne eğer.  
O sırada doktor içeri girer.  
Doktor: Evet Yusuf Bey 1 saat sonra 17:00 gibi sizi Işın odasına alacağız.  
Yusuf: Teşekkürler doktor. 
  
30 Ocak 2068 Akşam Saat: 17:20 Yer: Zeynep Toprak’ın Evi 
 
Zeynep ve Merve evlerinin bahçesinden gülerek girerler. Kapı aralıklıdır. Zeynep işkillenir, yavaşça kapıya yaklaşır. İçeriden zippo çakmak sesi gelir. Zeynep içeri hızlıca girer. Tam karşısında koltukta oturan bir adam vardır. Bacağını diğer bacağının üstüne atmış, tamamı siyah takım elbise olan irice bir adam purosunu yakmaktadır.  
Zeynep şaşkınlıkla kıyafetlerini düzelterek kekelemeye başlar. 
Zeynep: T-Tarv-Tarvos?  
Tarvos: Hoş geldin uzay güzeli.  
3. Bölüm Sonu

Yazan, Yaratıcı: Emir BAKIR Copyright © 2022 Tüm Hakları Saklıdır.
Her türlü kullanımı, kopyalanması, dağıtımı yasaktır.  
 
 
 
    

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar