MEİSSA BÖLÜM 4 ''ARIK''


 
Meissa’nın geçen bölümü;  

 
30 Ocak 2068 Akşam Saat: 17:20 Yer: Zeynep Toprak’ın Evi 
 
Zeynep ve Merve evlerinin bahçesinden gülerek girerler. Kapı aralıklıdır. Zeynep işkillenir, yavaşça kapıya yaklaşır. İçeriden zippo çakmak sesi gelir. Zeynep içeri hızlıca girer. Tam karşısında koltukta oturan bir adam vardır. Bacağını diğer bacağının üstüne atmış, tamamı siyah takım elbise olan irice bir adam purosunu yakmaktadır.  
Zeynep şaşkınlıkla kıyafetlerini düzelterek kekelemeye başlar. 
Zeynep: T-Tarv-Tarvos?  
Tarvos: Hoş geldin uzay güzeli.  
 
Meissa Bölüm 4 ‘’ARIK’’  
 
Zeynep: Tarvos neden eve kadar zahmet ettin? Teşkilata çağırsan gelirdim.  
Tarvos: Biraz hava almak bir yaştan sonra iyi geliyor ve bu görevi sana bizzat ben vermek istedim.  
Zeynep: Yalnız mı geldin?  
Tarvos: Hayır. Korumalar her yerde.  
Zeynep: Nasıl yani?  
Tarvos: Sokağın başındaki seyyar sentetik çerezci, kapının önündeki temizlik görevlisi falan.  
Zeynep: Görev ne? 
Tarvos iç çekere;  
Tarvos: Görev zor, farklı ve belirsiz. 
Zeynep: Belirsiz mi? Düşündüğüm şey mi?  
Tarvos cam dosyayı Zeynep'e vererek; 
Tarvos: Sabah 05:45'te Uzay Araştırma Binasında ol. Bazı detaylar cihazda. Hadi size afiyet olsun. 
Zeynep: Yemeğe kalsaydınız efendim? 
Tarvos: İgor ile görüşeceğim. Görev ile ilgili bazı detayların diplomatik olarak gözden geçirilmesi gerekiyor. Çıkmam lazım. 19:00'da toplantı.  
Zeynep: Yetişe bilecek misiniz efendim? 
Tarvos: Uçağımı sen ve Tan tasarladınız. Yetişe bilecek miyim?  
Zeynep: Tarvos, uçağınız buradan Rusya'ya 14 dakika gibi bir sürede varabilir. Toplantınız uzayabilir ondan sordum.   
Tarvos: Güzel. Güzel. Tan da geliyor haberin olsun.  
Tarvos Kapıdan çıkar ve kapıyı kapatır.  
Zeynep sandalyeye oturur. 
Merve: Abla bu adam kim?  
Zeynep: Kimse.  
Merve: Peki ya Tan kim? 
Zeynep: Az konuşan biri.  
 
 
 
Tarvos evin bahçesinden çıkarken bir eli cebinde diğer eli ağzındaki puroyu tutarak hızlı adımlara bahçe kapısına doğru ilerledi. Kapının önünde temizlik görevlisi gibi duran adam Tarvos’u görünce beynindeki nöral bağları kullanarak diğer korumaya haber verir; 
Koruma 1: Tarvos çıkış yapıyor. 
Koruma 2: Anlaşıldı. Aracı kapıya yaklaştırıyorum.  
Karşı binanın çatısındaki keskin nişancı: Anlaşıldı yerimi terk ediyorum.  
Tarvos bahçe kapısından çıktıktan sonra evin önüne tamamı siyah bir araç yaklaşır. Ancak araç dönemine zıt bir şekilde zırhlı bir insanlı araçtı. İçerisinde ne yapay zeka ile komuta edilen bir sistem ne de sürücüsüz hareket eden bir direksiyon vardı. Tarvos araca binerken mahalleyi gözleriyle hızlı bir şekilde süzerek kontrol etti ve araca öyle bindi. Bindikten sonra ceketinin kenarını tutup düzelttikten sonra şoföre: 
Tarvos: Gidelim evladım.  
Şoför başını olumlu şekilde bir kere salladıktan sonra aracı sürmeye başladı. Aracın içinde dışarıyı izleyen Tarvos: 
Haber verdiniz mi?  
Şoför: İlettik efendim. Toplantı programı düzenleniyor.  
Tarvos: Güzel. Timur’dan haber var mı?  
Şoför: Olumlu veya olumsuz bir cevap alamadık efendim. Yusuf bey için bir tedavi programı yapılmış. Neredeyse tüm gün hastanede.  
Tarvos: Babasını bilirim onun. Eğer Yusuf’tan bir gram kan bulaşmışsa ona, gelecektir. Gelmekten başka şansı yok.  
Şoför: Efendim Tan Bey aradı.  
Tarvos: Ne istiyormuş optik?  
Şoför: Tarvos’a söyleyin ben karargaha şimdiden gitsem olur mu diye sormamı istedi.  
Tarvos genzinden gülerek; 
Tarvos: Gitsin gitsin. Timur az konuşan biri. Tan’ı dövmesin?  
Şoför: Efendim, Timur Bey profesyoneldir. Kendisine hakim olabilir.  
Tarvos: Mehtap’ın Tan’ı dövmesine çeyrek bitcoinine iddiaya girer misin?  
Şoför: O kadar param yok efendim.  
Tarvos: Alt tarafı 250 milyon lira. 
Der ve hafif sesli bir şekilde güler. 
Şoför: Bir gün sizin konumunuza gelirsem belki sahip olurum o paraya.  
Tarvos: Benim ödediğim bedelleri ödeyebilir misin?  
Şoför: Çeyreğini bile ödeyemem efendim.  
Tarvos: Bandırma ekibi hazır mı?  
Şoför: Rusyada Bandırma ekibinden 4 kişi sizi bekliyor. Özel korumanız olarak eşlik edecekler. 25 adet de normal korumalar. Bandırmanın Rusyadaki diğer üyeleri de sivil gözlem yapacaklar.  
Tarvos: Güzel. Burak?  
Şoför: Karagahta. Her zamanki gibi gizli.  
Tarvos: Gizliliğini korusun. İhanet olursa affetmeyeceğim.  
Şoför başını olumlu şekilde sallar.  
 

 

 

 
30 Ocak 2068 Akşam Saat: 17:35 Yer: Akbuğa Hastanesi  
 
Timur: Baba nasıl hissediyorsun?  
Yusuf: Ne bileyim iyi gibi de değil kötü gibi de. 
Timur: O ne ya matematik denklemi gibi?  
Yusuf: Hiçbir şey hissetmiyorum.  
Timur: İlaçlardandır.  
Yusuf: Hiç böyle hissetmemiştim.  
Timur’un yüzü düşmüştü, kaşlarını bükmüştü. Düşünceli ve üzgün bir şekilde babasını dinliyordu. 
Doktor ve Eylem içeriye girerler. Onların da yüzü düşmüştü.  
Timur: Sorun ne anne?  
Eylem: Yusuf için gerekli olan ilaçlardan birini bulamıyoruz.  
Timur: Ne demek bulamıyoruz?  
Doktor: Savaş ve savaş sonrası dönemde kapatılan birçok tesis ve fabrika. Yıkılıp yakılan belgeler. 
Eylem kederle sandalyeye oturur ve elini başına koyar. 
Eylem: Ekibimin ve benim tüm çalışmaları! Hepsi yok oldu bombardımanda. Eğer elimde olsaydı onlar. İlaçları yeniden yapabilirdik.  
Doktor: Çalışmalarınızı okumuştum. Yine de radyoaktif ilaç yapmak için gerekli enerjiye sahip değiliz.  
Eylem: Bir yolunu bulurduk.  
Timur Tarvos’un dediklerini hatırlar 
Tarvos: Orada keşfedeceğimiz şeyler ile babanı ve baban gibi nice insanları, birçok hastalığı tedavi edebiliriz belki de.  
Tarvos'un sözleri Timur’un zihninde yankılanıyordu. Timur babasına baktı. Babası hiç konuşmuyordu, yatakta oturmuş üzerinde rahat pijama takımı vardı. Yatak çarşafını göbeğine kadar çekmiş pencereden dışarıyı izliyordu.  
Timur: Baba?  
Yusuf: Uğraşmayın artık.  
Eylem kızar: Öldüğün gün uğraşmayı keserim! Ve sana söz, ölmene izin vermeyeceğim. Yusuf: Dışarı çıkın. Timur kalsın.  
Eylem: Ne? Neden?  
Yusuf: Dediğimi yapın.  
Doktor ve Eylem odadan çıkıp kapıyı kapatır. Kapıya baktıktan sonra Timur babasına döner.  
Yusuf: Geç otur.  
Timur: Ne oldu baba? 
Yusuf: Aldığın olta ve yemler var ya?   
Timur: Evet?  
Yusuf: Benden geçti artık. Kendi çocuğunla çık o balığa. Ve diğer hastaları iyileştirdikten sonra diğer insanlarla birlikte.  

 
Timur: Diğer insanlar mı?  
Yusuf: Tarvos’un teklifini kabul et Timur. Dünyanın buna ihtiyacı var.  
Timur: Sana mı geldi?  
Yusuf: Evet. Projeyi tam anlatmadı ama.  
Timur: Baba... 
Yusuf Timur’un sözünü keser; 
Yusuf: Yavrum. Beni bile olamazsa diğer insanlara borcumuz bu.  
Timur: Seni bırakamam.  
Yusuf: Ne biçim askersin lan sen? Ağla bir de.  
Timur biraz güler. Ve düşünür.  
Yusuf: Korkularını yen ve tekrar uç Timur. Bizim için. Ülke için.  
 
30 Ocak 2068 Akşam Saat: 18:30 Yer: Mete Han Uçak Pisti  
 
Tarvos dosyalarını çantasına koyduktan sonra çantayı yakın koruması Ateş’e verir.  
Tarvos: Ne durumdayız?  
Ateş: Gökyüzü açık, hayalet uçuş yapacağız. İneceğimizi Rusyadan bir düzine adamdan başka kimse bilmiyor. Rus başkanı İgor Nesterov, yakın 5 koruması ve iniş karşılama ekibi dışında orda olduğumuzu kimse bilmeyecek. Şey, efendim eskort olarak f-35 istemediğinize emin misiniz?  
Tarvos: Sessiz gidelim Ateş. Hem yetişemezler zaten.  
Tarvos ayağa kalkar.  
Ateş bileğindeki mikrofona konuşarak; 
Ateş: Tarvos çıkış yapıyor, motorları çalıştırın.  
Dışarıda siyah ve büyük bir uçak motorlarını çalıştırır. Bu uçak Tan ve Zeynep tarafından Türkiye Sema Teşkilatı için tasarlanıp üretilmişti. Uçak ise Tarvos’a özel tahsis edilmişti. Ses hızından daha hızlı ilerleyen bir uçaktı. Tarvos bir eli cebinde diğer eli boşlukta binadan çıkış yaptı. Önce Tarvos sonra Ateş uçağa bindikten sonra uçak görevlisi ikisine tek parça halinde olan lastikli bir ağzı maskesi verdi.  
Görevli: Buyurun efendim. Oksijen kesilecek bir süreliğine. Basınç biraz canınızı yakabilir.  
Tarvos ve Ateş maskeyi taktıktan sonra Tarvos maskenin içindeki mikrofona konuşarak pilota komut verir.  
Tarvos: Gidelim evladım.  
Pilot: Emredersiniz efendim.  
Uçak kalkış yapmıştı radarlarda görünmüyor ve gözle bile zor takip edilecek kadar hızlı uçuyordu. Teknoloji harikası bu uçak sayesinde Tarvos dakikalar içinde Rusya’ya ulaşmıştı.  
Uçak iniş yaptıktan sonra kapıları açıldı. İniş pistinde Bandırma Ekibinden 4 kişi ve daha ileride arkada etrafı sarmış 25 adet koruma Tarvos’u karşıladı.  
Tarvos: Naber Cengiz. 
Cengiz: Hoş geldiniz efendim.  
Tarvos: İkizler, durum nedir? 
Savaş: Her şey kontrolümüz altında.  
Barış: Bizi bekliyorlar.  
Tarvos: Güzel güzel. Vural? Dinleme yapılmaz değil mi?  
Vural: Merak etmeyin efendim.  
Tarvos: E gidelim hadi. İgor’u bekletmeyelim daha fazla.  
Bandırma ekibi ve 25 koruma zırhlı araçlara bindikten sonra arkalarındaki zırhlı araca da Ateş ve Tarvos biner. Ve Rus Başkanı İgor Nesterov ile görüşmeye giderler. Binanın önüne geldiklerinde 25 adet adet koruma etrafı sardı. Bandırma ekibi ise Tarvos’u yakın takibe alır ve etrafından hiç ayrılmaz. Tarvos binaya giriş yapar. Rus başkanı onu kapıda karşılar.  
İgor: Hoş geldiniz Tarvos.  
Tarvos: Privetstvuyu (hoş buldum)  
İgor: Aksanınız da çok iyi. Rusçayı bu kadar iyi konuşmanızın sebebi nedir?  
Tarvos: Teşkilatımızın personelleri en az 4 dil konuşamazsa teşkilata giremez. Rusyada çok görev yaptım gençken.  
İgor: Lütfen oturun. Size ne ikram edebilirim.  
Tarvos: Bir şey içmem teşekkür ederim.  
İgor: Kimseye güvenmediğinizi biliyorum. Ama merak etmeyin, müttefikimizin istihbarat başkanına zarar verecek değiliz. Kurt Ayının inine geldiğinde, ayı tüm yiyeceğini paylaşır. Tarvos: Sizden paylaşmanızı istediğimiz tek şey desteğiniz sayın Nesterov.  
İgor: Çok şey istiyorsunuz.  
Tarvos: Dünyayı kurtaracak bir şey.  
İgor: Ya da daha da kötü yapacak bir şey.  
Tarvos: Ne olabilir daha fazla? 4 senelik su kaldı. 2 seneye mi düşer?  
İgor: Alparslan 2 operasyonu çok tehlikeli sayın Tarvos. Rus hükümetinin buna verecek maddi ve manevi bir desteği olmadığı aşikar.  
Tarvos: Çin ile yaptığınız anlaşmalardan gelen paralar ile bu villayı yaptırdınız. Beslediğiniz gazeteci ve politikacılara yedirdiğiniz para ile Tulpar’ın dış zırhını yapabilirdik.  
İgor: Bunu kanıtlamadığınız sürece itiraz etme hakkınız yok. Karşınızda bir ülke başkanı olduğunu unutmayın lütfen.  
Tarvos: Sizin karşınızda da krem peynir toptancısı yok. Büyük Türkiye Cumhuriyeti Alparslan 2 Operasyonunu gerçekleştirecek. Yanında Rusya olsun ya da olmasın. Cebimizdeki son kripto parayı da bu görev için harcayacağız, alnımızın son terini de Tulpar’ın cıvatalarını sökmek için akıtacağız.  
İgor: Görevin sonucu belli olsun kolumdaki saati satıp projeye destek olayım. Ama sonu belli olmayan bir görev için nasıl olur onca insanı çalıştırır ve bir mürettebatı uzayın boşluğuna, resmen belirsizliğe atarsınız? 
Tarvos: Başka şansımız yok.  
İgor: Daha önceki ortaklığımız dışında herhangi bir yardımımız dokunamaz Tarvos. Medya ile sonuna kadar arkanızdayız.  
Tarvos: Eğer yardımınız dokunmayacak ise bazı önemli anlaşmaları askıya almak durumunda kalacağız.  
Tarvos ayağa kalkar ceketini ilikler.  
Tarvos: Size iyi günler 24 saat düşünmeniz için yeterli bir süre sanırım. 
İgor: Sayın Tarvos. Ayı ile dansa kalkarsanız, dansın ne zaman biteceğine siz değil ayı karar verir. Bu Rus atasözünü duymuşsunuzdur.  
Tarvos: Kurtlar dans etmez. Sadece parçalar. 
Tarvos kapıdan çıkar  
Ateş: Gelmiş.  
Tarvos: Kim gelmiş?  
Ateş: Timur.  
Tarvos: Karargaha mı gelmiş?  
Ateş: Evet efendim.  
Tarvos: Allah'ına kurban senin. Yusuf ikna etmiş demek. Hadi uçağa hadi. Bandırma ekibi de bizimle geliyor. Herkesi Türkiye’de görmek istiyorum. Bugünden itibaren her şey değişecek.  
Ateş: Emredersiniz efendim.  
Ateş ve Tarvos dışarı çıkar. 
Ateş: Siz de bizimle geliyorsunuz.  
Cengiz: Hepimiz mi komutanım?  
Ateş: Hepiniz.  
Tarvos: Rus hükümeti hakkında ne düşünüyorsun Ateş?  
Ateş: Destek verecekler efendim.  
Tarvos: Reddettiler. Ama destek verecekler bence de.  
Ateş: ARIK’ı onlarla paylaşmadığımız için akıllarınca intikam alıyorlar.  
Tarvos: Kim Türkiye’nin yanında olursa o kazanır. Bunu biliyorlar.  
 

 30 Ocak 2068 Akşam Saat: 20:00 Yer: Kurtoğlu Karargâhı 

 
 
Burak Timur’u Tarvos’un çalışma odasına götürür.  
Burak: Buyurun burada bekleye bilirisiniz.  
Timur: Tarvos ne zaman gelir?  
Burak: Bunu sizinle paylaşma yetkim yok der ve gülümseyerek odadan çıkar.  
Timur odayı biraz inceledikten sonra koltuğa oturur. Bir süre sonra Tarvos içeriye girer. Tarvos: Hoş geldin.  
Timur: Görev ne?  
Tarvos: Sakin ol yüzbaşı.  
Timur: Dünya umurumda bile değil. Babam için kabul ettim.  
Tarvos ciddileşerek boğazını temizler.  
Tarvos: Biliyorsun Alparslan 1 görevi ile başka takım yıldızlarından madenler aramaya çıkmıştık. Amerika’nın diğer gezegenlere ve yıldızlara yolladığı sar bombaları, atom bombaları yüzünden binlerce ışık yılı uzaklığındaki yıldızlara muhtaç kaldık.  
Timur: Uzay gemisi neden bu kadar büyük?  
Tarvos: Görevi gerçekten kabul ediyor musun evladım? Sonu belli olmayan bir şey bu.  
Timur: Korkuyor gibi mi görünüyorum?  
Tarvos: Var mısın yok musun?  
Timur: Sonuna kadar.  
Tarvos odasının camından uzay aracına bakarak; 
Tarvos: Ona uzay gemisi demiyoruz buralarda. Onun bir adı var.  
Timur: Adı mı?  
Tarvos: Evet. Adını TULPAR koyduk.  
Timur: Türk mitolojisindeki kanatlı at. Der ve gülümser.  
Tarvos: At, Türk’ün kanadıdır. Bizim kanadımız da TULPAR.  
Timur: Tulpar çok büyük. Yakıt dayanmaz. Ne kadar çok yakıt koyarsanız Tulpar’ın ağırlığı da o kadar artar. Döngüsel bir paradoks olur. Uranyum ile mi çalıştırmayı düşünüyorsunuz?  
Tarvos: 2026 yılında dünyadaki çoğu mega şirket derine inme projelerine yatırımlar yaptı. Henüz o zamanlar sadece gümüş takı işinde olan Varta şirketi de bu işe girdi. Amacı takılarındaki değerli taşları yani madenleri bulmaktı. Bugünkü VAGM (Varta Arkeoloji Geliştirme Merkezi) o zamanlar kuruldu. Savaş dönemi ülkemizin izni ile piramitler üzerinde birtakım incelemeler yaptılar. Başka bir ekip de Afrikada balta girmemiş ormanlara girip değerli taşlar aramak için. Yani yakut zümrüt vesaire.  
Timur dikkatli bir şekilde Tarvos’u dinliyor ve başını sallıyordu.  
Tarvos: Bazı bombardımanlardan dolayı piramitlerden biri yıkılmıştı. Ve firavunun mezarı açıktaydı. VAG (Varta Arkeoloji Geliştirme) ekibi mezar üzerinde incelemeler başlattı. Fransa ile ortak çalışmalar yürüttüler.  
Timur: Varta şu an mega şirket. Dünyanın en değerli 5 şirketinden biri. Takı işi ile başladılar ama şu anda teknoloji ve enerji işindeler. Ve devlet ile ortaklık halinde olduklarını biliyorum. Savaş sonrası dönemde THK’ya da çok destekleri oldu. Ama konumuzla ilgisi nedir efendim?  
Tarvos: Firavun’un mezarında bir avuç büyüklüğünde bir taş bulundu. Tabii o taşı bulana kadar onlarca bubi tuzağını aştılar. Taşı hemen Türkiye’ye getirdiler. Aradan 1 hafta geçtikten sonra Afrikadan gelen ekip aynı taştan buldu. 450-500 kilogram ağırlığında. Bir meteorun içindeydi.   
Timur: Meteor mu?  
Tarvos: Binlerce yıl önce dünyaya düşmüş. Ve kimse tarafından keşfedilmemiş.  
Timur: Firavunun mezarı?  
Tarvos: 250 bin yıllık insanoğlu geçmişi hep soru işaretleri ile doluydu Timur. Cengizhan’ın mezarı nerede? İlk ateş nasıl bulundu? Mısırlılar altını nasıl kullanmayı öğrendiler? Varta’nın amaçlarından biri de Cengizhan’ın mezarını aramaktı. Tarihteki çoğu soru işareti Mısırlılara dayanıyor. Patlatılan piramit ile soru işaretleri daha da büyüdü. Bunun cevabını henüz bilmiyoruz.  
Timur: Taş ne taşı?  
Tarvos: Tanımlanamıyor. Dünya dışı.  
Timur: Efendim altın ve bir çok maden de dünya dışı sayılıyor.  
Tarvos: Biliyorum evlat. TST ( Türk Sema Teşkilatı ) başkanıyım.  
Timur: Taş hangi elementlerle benzerlik gösteriyor? Tepkime vesaire?  
Tarvos: 2034 yılından yani TST kurulduğundan bugüne kadar tüm çalışmalarımızın enerjisini mezarda bulduğumuz taş ile karşılıyoruz.  
Timur hayatının şokunu yaşamış gibiydi 
Timur: NE!  
Tarvos: Hala gücü tükenmedi.  
Timur: Bir avuç taş 30 sene boyunca nasıl enerji sağlayabilir?  
Tarvos: Neredeyse sınırsız bir enerjiye sahip. Ancak kontrol altına alınması çok zor.  
Timur: Nasıl yani?  
Tarvos: Yakıt olarak kullanmamız için bol miktarda toryum gerekiyor. Daha doğrusu bu taştan açığa çıkan enerjiyi yönlendirmek için.  
Timur: Ülkede toryumdan bol ne var? Bu bulunmaz nimet efendim. Pekii şimdi Tulpar bu taş sayesinde mi çalışacak.  
Tarvos: Onun da bir adı var.  
Timur: Nedir?  
Tarvos: ARIK.  
Timur: Engin Arık’ın soyadındaki Arık mı bu?  
Tarvos: Ruhu şad olsun. Evet.  
Timurun gözleri dolmuştu. Gururlu hissediyordu. 
Timur: Benden tam olarak ne istiyorsunuz?  
Tarvos çekmeceden kağıt kalınlığında bir hologram-pleksi karışımı bir dosya çıkartır. Koltuktan kalkıp Timur’un karşısındaki koltuğa oturur. Dosyayı Timur’un önüne koyar. Dosya görevi kabul etmesi için hazırlanmış bir sözleşmeydi.  
Tarvos: TULPARIN Kaptanı olmanı istiyorum.  
 
4. Bölüm Sonu.  
 
Yazan, Yaratıcı: Emir BAKIR Copyright © 2022 Tüm Hakları Saklıdır. 
Her türlü kullanımı, kopyalanması, dağıtımı yasaktır. 
 
    

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar